Metnin bitince bu kontrol listesini yanına koy ya da yazdır. Metnini önce Sade dil kontrolü aracına yapıştır (Hollandaca metinler için): hangi cümlelerin uzun, hangi kelimelerin zor olduğunu hemen görürsün. Diğer maddeleri kendin kontrol edersin. Doğru olan maddeyi işaretle.
İçerik
- Metnin kimin için olduğunu ve okurun sonra ne yapması gerektiğini biliyorsun. Önce bunu kendin için tek bir cümleyle yaz. O cümle metninin özüdür, örneğin: ‘Jamal formu 1 Kasım’dan önce geri gönderir ve ona kimin yardım edebileceğini bilir.’ O cümleyi yazamıyorsan, önce ne söylemek istediğini netleştir.
- Metin okurunun sorularını cevaplıyor. Okurun kim, ne, nerede, ne zaman ve nasıl sorularının cevabını bilmek ister. Bir davette bu örneğin şöyle: Kiminle konuşacağım, nerede, ne kadar sürecek ve yanıma ne alayım? Okurunun ihtiyacı olmayanı çıkar, örneğin kurum içinde neler olduğunu. Konuyu sen çok iyi mi biliyorsun? O zaman okurunun ne bilmek istediğini tahmin etmek daha zordur. Bu yüzden metni birine okut.
- Metinde çok fazla konu yok. En fazla 3 olsun. Daha fazlası varsa 2 metin yap. Örneğin görüşmeye daveti, yeni bir düzenlemenin açıklamasından ayrı gönder.
Düzen
- Başlık, metnin neyle ilgili olduğunu söylüyor. Böylece okurun metnin önemli olup olmadığını hemen görür. ‘Davet’ az şey söyler, ‘13 Ekim’de Sanne ile randevu’ çok daha fazlasını söyler. Bir e-postada konu satırı senin başlığındır.
- En önemli bilgi en üstte. Bu, metnin tamamı ve her paragraf için geçerli. Yani yazma sebebinle değil, okurunun bilmesi gerekenle başla. Hızlı bir test: her paragrafın sadece ilk cümlesini oku. Metnin neyle ilgili olduğunu anlıyor musun?
- Her paragraf tek bir şeyle ilgili. Bir paragraf, okurunun tek bir sorusunu cevaplar. Paragrafları mantıklı bir sıraya koy, örneğin okurunun bir şeyleri yapması gereken sıraya göre. Okumakta zorlanan insanlar için mi yazıyorsun? O zaman en fazla 5 paragraf yaz.
- Ara başlıklar ne geleceğini söylüyor. Kısa bir soru iyi işe yarar, örneğin ‘Bu mektubu neden alıyorsun?’, ‘Ne yapman gerekiyor?’ ya da ‘Başka soruların var mı?’ Ara başlıklar birlikte metninin ana çizgisini anlatır.
- İkiden fazla şeyi sıralarken liste kullanıyorsun. Maddeleri aşağı yukarı aynı uzunlukta ve aynı biçimde yaz. Listenin üstüne neyi saydığını yaz, örneğin: ‘Görüşmeye bunları getir:’. Liste uzarsa, birbirine ait maddeleri küçük gruplara ayır.
Kelimeler
- Bir konuşmada da kullanacağın kelimeleri kullanıyorsun. ‘verstrekken’ (temin etmek) yerine ‘geven’ (vermek), ‘betreffende’ (ilişkin) yerine ‘over’ (hakkında), ‘indien’ (şayet) yerine ‘als’ (eğer) yaz. Bir kelimeden emin değil misin? Kendine sor: Bunu danışanıma yüksek sesle söyler miydim?
- Meslek terimlerini ve kısaltmaları açıklıyorsun ya da hiç kullanmıyorsun. Bir kısaltmayı ilk seferde açık yaz ve kısaltmayı arkasına parantez içinde koy. ‘d.w.z.’ (yani) ve ‘bv.’ (örneğin) gibi kısaltmaları açık yaz. Özellikle kendi işinde her gün kullandığın kelimelere dikkat et, örneğin ‘indicatie’ (bakım ya da destek hakkı kararı) ya da ‘casusregie’ (vaka koordinasyonu).
- Bir şey için hep aynı kelimeyi kullanıyorsun. ‘Randevu’ yazıyorsan, aynı şey için ‘görüşme’ ve ‘seans’ da yazma, çünkü farklı bir kelime okuruna başka bir şeymiş gibi gelir. Başka bir yerde başka anlama gelen kelimelere de dikkat et: trende bir ‘toeslag’ (ek ücret) ödersin, devletten ise bir ‘toeslag’ (yardım parası) alırsın.
- Somutsun. ‘Yakında’ yerine bir tarih, ‘sık sık’ yerine ‘haftada 3 kez’ yaz. Deyim ya da mecaz kullanma, örneğin ‘de kool en de geit sparen’ (Türkçede: ‘ne şiş yansın ne kebap’). Sayıları rakamla yaz: ‘üç randevu’ değil, ‘3 randevu’.
Cümleler
- Cümlelerin kısa. 25 kelimeye kadar olan cümleleri birçok okur hâlâ rahatça takip eder. Okumakta zorlanan insanlar için mi yazıyorsun? O zaman en fazla 10 kelime olsun. Başka okurlar için kısa ve biraz daha uzun cümleleri karıştırabilirsin, çünkü böylesi daha rahat okunur.
- Cümlelerin etken. Kimin ne yaptığını görürsün: ‘Seninle iletişime geçilecek’ değil, ‘Destek görevlin seni arayacak’. ‘Worden’ ile kurulan cümleleri bulmak için metninde ‘word’ diye ara (‘worden’, Hollandacada edilgen yapıyı kuran fiil). ‘ing’ diye de ara: ‘bespreking’ (görüşme, ele alma) gibi bir kelimeyi çoğu zaman yeniden fiil yapabilirsin, örneğin ‘we bespreken’ (ele alırız).
- Birbirine ait kelimeler yan yana. Yan cümleyi ana cümlenin arkasına koy, önüne ya da ortasına değil. Yani ‘Soru formunu, doldurduktan sonra, getirebilirsin’ değil, ‘Soru formunu doldur ve getir’. Uzun bir cümleyi ikiye bölüyorsan, cümlelerin birbirine nasıl bağlandığını ‘ama’ ya da ‘çünkü’ gibi kelimelerle göster.
Ton, görsel ve iletişim
- Okuruna doğrudan ve nazikçe sesleniyorsun. Bir şey yapmasını istediğinde emir kipini kullan: ‘Formu geri gönder.’ Mümkün olan yerde okurunu rahatlat ve onu gereksiz yere endişelendirme. Örneğin: ‘Zamanında yetiştiremiyor musun? O zaman bizi ara, birlikte bir çözüm buluruz.’
- İnsanlar hakkında saygılı yazıyorsun. Birini önce bir insan olarak anlatırsın: ‘otist’ değil, ‘otizmi olan biri’. Yaş, köken ya da engel gibi bir özelliği sadece önemliyse söylersin, ‘kırılgan’ ya da ‘zayıf’ gibi kelimeleri de kullanmazsın. Birini kişisel olarak tanımıyor musun? O zaman hitapta tam adını yaz: ‘Beste Ahmed Yilmaz’ (Sayın Ahmed Yilmaz).
- Okurun kimi arayabileceğini biliyor. Bir kişinin adını ve telefon numarasını, istersen kişisel bir e-posta adresini de ekle. ‘Mahalle ekibinden Sanne’yi ara’, ‘İlgili birimle iletişime geç’ten daha iyi işe yarar.
- Görsel ve düzen metne yardım ediyor. Bir şey katıyorsa net bir fotoğraf ya da basit bir simge kullan, örneğin telefon numarasının yanına küçük bir telefon. Okurların okumakta zorlanıyorsa grafik ve akış şemalarını kullanma; büyük punto ve boş satırlar kullan. Metin internetteyse her resme bir alternatif metin ver: sesli okuma programının okuduğu kısa bir açıklama.
- Metnin yazıldığı kişilerden biri onu okudu. Sonra ona anlaşılır olup olmadığını değil, şimdi ne yapacağını sor. Okurunun aradığını bulup bulmadığını ve kelimelerin saygılı gelip gelmediğini de sor.
Dikkat et
Her şey işaretli olsa da test et. Metnini okurlara göster, özellikle okumakta zorlanıyorlarsa ya da metne çok şey bağlıysa.
Okumakta zorlananlar için A2 düzeyinde yaz. Onlar için B1 çoğu zaman yine de zordur. O zaman görünüm daha da önemlidir: en az 12 punto, tırnaksız bir yazı tipi, beyaz üstüne siyah harfler ve her cümle yeni bir satırda. Daha fazlasını Düşük okuryazarlığı fark etmek ve konuyu açmak yazısında okuyabilirsin.
Bir programın gösterdiğini kendin değerlendir. Bir program uzun cümleleri ve zor kelimeleri bulur. Ama bir kelimenin senin okurun için zor olup olmadığını ya da sıranın doğru olup olmadığını göremez.
Bir web metninde erişilebilirliği de kontrol et. Bunun için Erişilebilir web sitesi kontrol listesi yazısını kullan.
Daha fazla bilgi
Bütün adımları, örneklerle ve baştan yazılmış bir mektupla birlikte Danışanların için B1 düzeyinde yazmak yazısında bulursun. Bu düzeyin tam olarak ne demek olduğunu B1 dil düzeyi nedir? yazısında okuyabilirsin.